loader

Web Sitemi Nasıl Hızlandırabilirim?

Site hızı çoğu kişinin önemini bildiği ancak genellikle önceliklendirmediği, çözümünü ertelediği bir konu. Birkaç milisaniye kazanmak için sitede yapılacak köklü değişiklikler yada fazlaca iş yükü, site hızını geliştirme isteğimizi başka baharlara bırakabiliyor.

Web Sitenizin Sıkıştırılması

Sitenizde yer alan HTML ve CSS ve Javascript dosyalarınızı sıkıştırabilirsiniz.  Bu sıkıştırma sayesinde sitenizin yüklenme süresini büyük ölçüde hızlandırırken kullanılan bant genişliğini büyük oranda düşürebilirsiniz.

Gzip sıkıştırması

Sitemizi sıkıştırmak ve için kullanacağımız yöntemin adı Gzip. Gzip sayesinde bant genişliğinden ne kadar tasarruf edebileceğimizi bu örnekle görelim:

Check Gzip Compression bir Gzip testi sitesi. Bu site sayesinde bir sitede Gzip sıkıştırması uygulanıp uygulanmadığını ve uygulanmışsa veriden ne kadar tasarruf sağlandığı gibi bilgileri görebiliyoruz.

Yukarıdaki örneği incelediğimizde Ebay.com sitesinin Gzip sıkıştırma yöntemi sayesinde bu siteye giren kullanıcılara %84 oranından daha az veri gönderildiğini tespit ediyoruz. 161 kilobayt olan site, Gzip sıkıştırması sayesinde 25 kilobayta kadar düşürülmüş.

Gzip sıkıştırması nasıl çalışır?

Tarayıcılar, sunucudan istekte bulunduğunda Gzip okuyabildiklerini sunucuya bildirirler. Sunucu da istemciye yani tarayıcıya Gzip ile sıkıştırılmış bilgiyi gönderir. Modern tarayıcılar Gzip ile sıkıştırılmış dosyayı anlayabilmektedir.

Gzip sıkıştırmasını sitemde nasıl kullanabilirim?

Gzip sıkıştırması kolay bir şekilde sitelerde kullanılabilir. Tek yapmamız gereken web sitemizin bulunduğu sunucuda .htaccess dosyasına birkaç kod eklemektir. Bu kodlar:

<ifModule mod_gzip.c>
mod_gzip_on Yes
mod_gzip_dechunk Yes
mod_gzip_item_include file .(html?|txt|css|js|php|pl)$
mod_gzip_item_include handler ^cgi-script$
mod_gzip_item_include mime ^text/.*
mod_gzip_item_include mime ^application/x-javascript.*
mod_gzip_item_exclude mime ^image/.*
mod_gzip_item_exclude rspheader ^Content-Encoding:.*gzip.*
</ifModule>

2. Kaynak Kodlarının Küçültülmesi

Html, CSS ve Javascript gibi dillerin sadeleştirilmesi de site hızına olumlu katkıda bulunacaktır. İlk maddede bahsettiğimiz sıkıştırma, verilerin sunucudan tarayıcıya yüklenme süresini hızlandıracaktır. Ancak bu madde de bahsedeceğimiz kaynak kodlarının küçültülmesi, bilgiler tarayıcımıza indirildikten sonra tarayıcımızın kodları derleme süresini hızlandıracaktır.

Bu kodların küçültülmesi için ileri düzey yazılım bilgisine sahip olmak şart değildir. Zaten bu kodları küçültmek kodların mantığında değişik yapılmasını gerektirmemektedir. Yapılması gereken bu kodların arasında gereksiz olarak bulunan boşlukların, virgüllerin ve yorumların silinmesidir.
Bir örnekle incelersek:

Basit bir Javascript kodunu küçülttüğümüzde 245 bayt olan kodumuzu 175 bayta kadar düşürebiliyoruz. Html kodlarını küçültmek için www.willpeavy.com/minifier adresindeki online aracı kullanabilirsiniz.
CSS ve JavaScript kodları küçültmek içinse yui.github.io/yuicompressor/ aracını kullanabilirsiniz.

Genellikle web sitelerinde CSS ve JavaScript kodları küçültülür ancak Html kodlarının küçültülmesine pek rastlanmaz. Bunun nedeni çoğu web sitesinde CSS ve JavaScript kodlarının statik olmasıdır ve pek değişmez. Ancak Html kodları genellikle dinamik olmaktadır yani sık sık değişmektedir. Bu nedenle Html kodlarının küçültülmesi pek tercih edilmemektedir.

3. Yönlendirmelerin Kaldırılması

Yönlendirme Nedir?

Yönlendirmeler, kullanıcının bir internet sitesi sayfasına ulaşmaya çalıştığında, bu sayfanın kapalı olduğu mesajı alması ve başka bir sayfaya yönlendirilmesidir.

  • Genellikle sunucu tarafında yapılan 301 (kalıcı yönlendirme) ve 302 (geçici yönlendirme) koduna sahip olan bu yönlendirmeler sayfanın açılış hızını oldukça yavaşlatmaktadır.
  • İstemci tarafında yapılan Metatag veya JavaScript ile yapılan yönlendirmeler, sunucu tarafında yapılan yönlendirmelere göre daha yavaştır. Ayrıca bu yönlendirmeler cache’lemenin sağladığı hız artışından da yararlanamamaktadır.

Yönlendirmelerden Kaçının

Sitede yönlendirmeler mümkün olduğunca kullanılmamaya çalışılmalıdır. Kullanmanın zorunlu olduğu durumlarda ise site içi linklemelerinde yönlendirilen sayfa adresi yerine yönlendirilmiş sayfa adresi geçirilmelidir. Ayrıca site dışı alınan backlink’ler de yönlendirmeye uğruyorsa, backlink aldığınız yerler ile iletişime geçip yönlendirilen sayfa ile backlink almak sağlıklı olacaktır.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta da sitenin sadece HTML’den oluşmadığıdır. Sayfanızda yönlendirme olmadığını düşünebilirsiniz ancak CSS dosyaları, resimler veya dışarı kaynaklardan gelen script’ler yönlendirilme sonrası yüklenmekte olabilir.

Yönlendirmede Harcanan Zamanı Nasıl Tespit Edebilirim?

Çeşitli araçlar ile yönlendirme esnasında harcanan süreyi öğrenebiliriz.  Bunlardan biri de Serp-perception isimli araçtır.  Bu araçla Amazon.com üzerinden bir test gerçekleştirelim.
Amazon.com’un bizim sitemiz olduğunu varsayalım ve site içi linklemelerde www.amazon.com URL’i yerine Amazon.com URL’ine link verdiğimizi düşünelim.

Bu araç vasıtasıyla yönlendirmeler için harcanan zamanları yukarıdaki resimdeki gibi ayrıntılı olarak görebiliyoruz.

4. Tarayıcı Önbellekleme Kullanımı

Tarayıcı önbellekleme – browser caching nedir?

Tarayıcı önbellekleme (browser caching), ziyaret edilen web sitesinin birçok verisinin tarayıcıda kaydedilmesidir ve bu web sitesi tekrar ziyaret edildiğinde sitenin çok daha hızlı yüklenmesini sağlar.
Önbelleklenebilecek dosyalar;

Resimler, CSS dosyaları, JavaScript dosyaları veya bütün site olabilir. Kullanıcı siteyi tekrar yüklediğinde, örneğin logonun verilerinin tekrar transfer edilmesi gerekmez ve tarayıcı bu resmi kendi hafızasından yükler.

Önbelleklemenin Yaratabileceği Sorunlar ve Çözümü

Eğer sitede bir değişim olursa önbellekleme özelliği nedeniyle değişimler görünmeyebilir. Sitemizi değiştirdiğimizde, bu değişimleri kullanıcıların görmemesini istemeyiz.

Bu sorunun çözümünün farklı yolları vardır. Bunları incelersek;

  • Last modified version: Tarayıcı, sunucudan örneğin logo.png dosyasını isterken, bu dosyanın en son ne zaman değiştirildiğini sorar. Bu yöntem sayesinde eğer sunucudan gelen cevap yeni bir tarih ise tarayıcı önbellekteki dosyayı açmak yerine dosyayı tekrar yükler.
  • Etag identifier: Bir önceki “Last Modified” metodu genellikle işe yaramakla birlikte bazı ekstrem durumlarda (sunucunun saatinin bozulması veya yaz saati uygulamasının yarattığı problemler gibi) hataya sebep olmaması için Etag etiketleri kullanılır. Bunları dosyaların parmak izi gibi düşünebiliriz. Bu etiket sayesinde tarayıcı, sunucudaki dosyanın değiştirilip değiştirilmediğini anlayabilecektir. Buna göre önbellekteki dosyayı kullanıp kullanmamaya karar verebilir.
  • Expiring Date: Önbellekteki dosyalara bir son kullanma tarihi belirlenir. Bu sayede son kullanma tarihi geçen dosyalar kendi kendine tarayıcı önbelleğinden silinir.
  • Max-Age: Bu etiket aslında Expiring Date etiketine benzerdir. Son kullanma tarihi girmek yerine kullanma süresi girilir. Yani belirli bir tarih yerine örneğin bir hafta gibi bir zaman girilir. Bu dosya tarayıcıya yüklendikten bir hafta sonra tarayıcıdan silinecektir.

Tarayıcı önbellekleme özelliğini web sitemde nasıl aktif ederim?

Sunucuda yer alan .htaccess dosyasına ekleyeceğimiz kodlarla sitemizin, tarayıcıların önbellekleme özelliğinden yararlanmasını sağlayabiliriz. Eklememiz gereken kod:

# EXPIRES CACHING ##
<IfModule mod_expires.c>
ExpiresActive On
ExpiresByType image/jpg “access 1 year”
ExpiresByType image/jpeg “access 1 year”
ExpiresByType image/gif “access 1 year”
ExpiresByType image/png “access 1 year”
ExpiresByType text/css “access 1 month”
ExpiresByType text/html “access 1 month”
ExpiresByType application/pdf “access 1 month”
ExpiresByType text/x-javascript “access 1 month”
ExpiresByType application/x-shockwave-flash “access 1 month”
ExpiresByType image/x-icon “access 1 year”
ExpiresDefault “access 1 month”
</IfModule>
EXPIRES CACHING ##

Paylaştığımız kodu web siteniz için özelleştirerek web siteniz için önbellekleme özelliğini aktif edebilirsiniz.

Tarayıcı önbellekleme özelliğini nasıl test edebilirim?

Tarayıcı önbellekleme özelliğini Redbot isimli araçla test edebiliriz.

Nike.com.tr’yi Redbot aracıyla test edelim.

Bu araç sayesinde sitedeki tarayıcı önbellekleme hakkında ayrıntılı bilgi alabiliyoruz.

5. CDN Kullanımı

CDN Nedir?

Açılımı Content Distrubution Network olan CDN’i kısaca sunucuların network’ü olarak açıklayabiliriz.

Web sitesi coğrafi olarak farklı sunucularda bulunur ve bir kullanıcı bu web sitesine girdiği zaman, bilgiyi en yakın sunucudan çeker.

CDN’e ihtiyaç duyabilecek siteler:

  • Video yayını yapan siteler
  • Fazla sayıda ve boyutta dosyalara sahip olan siteler
  • Farklı ülkelerden fazla trafiği olan siteler

CDN’e gerek duymayacak siteler:

  • Yerel siteler (restoranlar, cafeler vs.)
  • Trafiğinin büyük bir bölümünü belli bir coğrafi yerden alan yerel siteler

Google, site hızını sıralama faktörlerinden birisi haline getirdikten sonra web sitelerinin çoğu site hızını arttırmanın yollarını aramaya başladı ve çözümü CDN kullanmakta buldu.

Bazı popüler CDN servisleri:

CDN Nasıl Kullanılır?

CDN kurulumu, CDN hizmeti veren şirketlerinin iddia ettiğinin aksine bazen kafa karışıtırıcı olabilmektedir. Şimdi CDN kurulumuna göz atalım.

  • En uygun CDN hizmetini seçme ve kayıt olma
  • Hangi dosyaların CDN taşınması gerektiğine karar verme
  • Dosyaları CDN’e yükleme
  • URL isimlerinin belirlenmesi (CNAME)
  • CDN’i test etme

En uygun CDN hizmetini seçme ve kayıt olma: Birçok CDN şirketi ve bu şirketlere ait farklı paketler bulunmaktadır. Web sitesinin trafiğine, hizmet verdiği bölgelere, CDN’de tutulmak istenilen dosya türüne göre gibi birçok farklı isteğe uygun CDN firması ve paketi bulunabilir. Ücretsiz seçeneklerden ayda binlerce dolara kadar çok geniş fiyat yelpazesi vardır.

Hangi dosyaların CDN’e taşınması gerektiğine karar verme: Genellikle uzak lokasyondan yüklenmesi yavaş olan video, resim gibi büyük boyutlu dosyalar ile JavaScript ve CSS dosyaları gibi dosyalar CDN’lerde saklanır. Sitenin HTML hali genelde orijinal sunucuda saklanmaya devam eder.

Dosyaları CDN’ yükleme: CDN’e yüklenmek istenen dosyaların bir sunucuda bulunması gerekir. Bu sunucudan da CDN sunucuna dosyalar yüklenir. Bu dosyaların diğer CDN’lere dağıtılma işlemi CDN şirketi tarafından otomatik olarak yapılır. Ayrıca dosyaları yükleme işlemi de otomatik olarak yapılabilir. WordPress gibi CMS’ler kullanılıyorsa dosyaları CDN’e yükleme işi çok daha kolay gerçekleştirilir.

URL isimlerinin belirlenmesi (CNAME): Dosyaları CDN’e yüklediğimizde URL’ler önceki URL’den farklı olmaktadır. Örnek verirsek örnek.com/css/main.css dosyasını CDN’yüklediğimizde bu dosyanın URL’i random bir şekilde jdksnj432/main.css gibi bir random bir URL almaktadır. Bu tarz URL’ler kullanıcı dostu olmadığı için dolaylı yoldan SEO dostu da olmamaktadır. Bu sorunu CNAME ile çözebiliriz. CNAME; bir kullanıcının, web sayfalarınızı nerede bulacağını belirleyen, Alan Adı Sistemi’ndeki (DNS) bir giriştir. CNAME kullanarak bu CSS dosyasının URL’ini cdn.örnek.com/main.css gibi kullanıcı dostu bir URL haline getirebiliriz.

CDN’i test etme: Çoğu CDN zaten gösterge paneline sahiptir ve bu panel sayesinde dosyaların kullanımları hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Ayrıca Webpagetest aracını kullanarak CDN’inizi test edebilirsiniz.

Ayrıca bu araçla web sitesinin performansı farklı lokasyonlardan test edilebilir.

6. Resimleri Optimize Edilmesi

Site hızını iyileştirme konusunda dikkat edilmesi gereken en önemli noktalardan birisi de resim dosyalarının boyutudur. Formatı uygun olmayan veya küçültülmemiş resimler site hızını çok yavaşlatabilir.

Resimleri sıkıştırın

Resimlerin sıkıştırılması site hızına olumlu katkıda bulunacaktır. Görselin kalitesinde çok az kayıpla görsel boyutunda önemli ölçüde azalma sağlanabilir. Eğer fotoğrafçılık veya resim konusunda profesyonel müşterilere hitap etmiyorsanız, ortalama kullanıcılar resimlerdeki kalite değişimini ayırt edemeyeceklerdir.

Hangi resim formatını tercih etmeliyim?

Resmin formatını tercih etmek önemli bir konudur ve web sitesi sahiplerinin kafasını en çok karıştıran noktalardan birisidir. İnternet dünyasında kullanımı fazla olan 3 resim formatı vardır. Bunlar JPEG, PNG ve GIF’tir. Bunların 3’ü de fazla boyut kullanmadan yüksek kalitede resim gösterebilirler ve sıkıştırılmaya müsait resim formatlarıdır. Ancak bazı noktalarda birbirlerinden farklı performans gösterirler. Bunları incelersek;

JPEG:

  • Fotoğraflar için tercih edilen resim formatıdır.
  • Küçük boyut – yüksek kalite performans sunar.
  • Logolar ve çizimler için kötü performans sunar.
  • Kayıpsız sıkıştırma desteği vermez.

GIF:

  • Transparan resim desteği vardır.
  • Animasyonlar yapılabilir.
  • Fazla renk kullanılmamış resimlerde iyi performans sunar.
  • Kayıpsız sıkıştırma desteği vardır.
  • Sadece 256 renk desteği vardır.
  • Dosya boyutu yüksek olabilir.
  • Fotoğraflarda iyi performans göstermez.

PNG:

  • Logolar için iyi performans verir.
  • Kayıpsızdır.
  • Transparan resim desteği sunar.
  • Yazı içeren resimler için iyi performans sunar.
  • Büyük boyutlu resimlerin boyutu çok yüksektir. (JPEG ile kıyaslandığında)
  • Animasyon desteği yoktur.
  • Bütün tarayıcılar tarafından desteklenmez.

Sitede yer alacak görselin özelliğine göre yukarıda teknik özellikleri verilmiş dosya formatlarından biri seçilmelidir.

Görseller Nasıl Sıkıştırılır?

Görsel dosyalarımızı sıkıştırmak için farklı yöntemler bulunmaktadır.

Photoshop:

Adobe Photoshop kullanarak resim dosyalarımızı kolay bir şekilde sıkıştırabiliriz. “Save for the web” özelliğini kullanarak dosyalarımızı boyutunu küçültüp internet sitelerinde kullanıma uygun hale getirebiliriz.

Eğer Photoshop’a sahip değilsek Photoshop’un online resim düzenleme uygulamasını kullanabiliriz.

PicMonkeyPixlrFotoFlexer ve GIMP gibi online araçlar kullanarak görsel dosyalarımızın boyutunu küçültebiliriz.

Web için resim dosyalarının ideal boyutu kesin olarak söylenememekle birlikte 70 kb’dan az olması tavsiye edilmektedir.

Kaliteli İçerik Üretmek İçin Ufak İpuçları

Herkesin aklına gelebilecek her şeyi hızlı bir şekilde tükettiği günümüz dünyasında, kendimizi kısa süreli de olsa nasıl tatmin edebileceğimizi bulmanın peşinden gidiyoruz. Sizlere tam olarak bu çılgın tüketimden bahsederken; bu yazımızda nasıl kaliteli içerik üretebileceğimizden, sıkılmadan herhangi bir yazıya nasıl sadık kalabileceğimizden veya bunu nasıl sağlayabileceğimizden bahsedeceğiz.

Okumak Üzerine

Okumak, zannedildiği kadar korkunç bir şey olmamakla birlikte okumaya nereden başladığınız ya da kim tarafından başlatıldığınıza göre kimine kısa bir sürede alışkanlık yaparken; kimine ise o dünyanın kapılarını tamamen kapatıveriyor. Hele ki insanoğlunun ön yargı gibi kötü bir özelliğe sahip olduğunu düşündüğümüzde, okumaya başlamak isteyen kişilerin korkulu rüyası haline gelen sorulardan bir tanesi olan o “ya bu kitabı okumak zaman kaybı ise?” düşüncesi, başlayacak kişiyi daha ilk adımda geriye itiyor. Önce düşünmeli ve ortada aslında doğru bir adım, doğru bir kitap veya içerik diye bir şey olmadığı gerçeğinin farkına varılmalı. İster bir kitabı sırf kapağının rengini beğendiğiniz için, ister kendinizden bir şeyler bulabilecek misiniz sorusunun cevabını bulmak için okuyun. Bu kafanıza takmanız gereken son şey olmalı. Nasıl ki mutlu olmak için önce kendinizi sevmeniz gerekiyorsa, bir şeye bağlanabilmek için de önce onu sevebilmeniz gerekiyor. Bu da okumaya önce sevdiğiniz şeylerden başlamanız gerektiği anlamına geliyor.

Okumak üzerine bir girizgah yapmışken, asıl konumuz olan dijital platformlarda kaliteli içerik üretimine değinmek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi, internet üzerinde bir şeyler araştırmak en popüler alışkanlıklarımızdan biri haline gelmiş durumda. Aklımıza takılan en ufak bir soruda bile, önce akıllı telefonlarımızı veya önümüzdeki bilgisayarları kullanarak arama motorlarına danışıyoruz ki bu hepimizin ihtiyacını karşılayan hızlı çözümlerden bir tanesi aslında. Yazımızın başında da söylediğim gibi arama motorlarına danıştığımız konuya ait cevabı da en hızlı şekilde almak istiyoruz. Bu nedenle aslında sorumuza yanıt ararken karşımıza çıkan birçok sonuç arasından bizi ilk etkileyenine tıklıyoruz. Bu etkiyi sağlamak için ise, okurun o an nasıl bir cevap ile karşılaşmak istediğinden tutun, yazınızın fontunu ne kadar seveceğine kadar giden geniş skalaya dikkat etmemiz gerekiyor.

Yazmak Üzerine

Evet, yazmak. Kalemini klavyesini alan herkesin bir şeyler yazmakta özgür olması gerektiği dünyamızda ne yazık ki çoğu insan yazmak istediklerini değil de, yazılması gerektiğini düşündüğü şeyleri yazıyor. Bunların gerek daha çok okunabilmek adına, gerekse gündeme ayak uydurmak adına yapılan hatalar silsilesinden başka bir şey olmadığı konusunda sanıyorum hemfikiriz. Aklınızdan geçenleri özgürce yazamadığınız sürece marka deneyimlerinizi doğru bir şekilde aktaramayabilirsiniz.

Herhangi bir konu hakkındaki görüşlerinizi hem olumlu, hem de olumsuz yönleri ile anlatabilmelisiniz. Böylelikle okuyucularınızın gözünde yazınız daha samimi duracak ve bu samimiyet sayesinde kalıcı okurlar edinmiş olacaksınız. Bunun dışında kalan yazılar ne yazık ki anlamını kaybediyor. Dünya nüfusunun 7 milyarı geçkin bir rakam üzerinde olduğunu düşünürsek, milyarlarca insan milyarlarca farklı görüş demek oluyor. Haliyle herkese hitap etmeniz mümkün olmadığından, belirlediğiniz kitle üzerinde daha samimi bir etki bırakmış olacaksınız.

Yazılarınızı elbette okurların dikkatini çekecek şekilde tasarlayıp, onların zevkine göre sunmalısınız ancak kendi düşüncelerinizi paylaşmaktan kaçınmak, yazınızı sıradanlaştırmaktan öteye geçmeyecektir.

Blog yazarlarının en çok yaptığı hatalardan biri olan alıntı, sizi geriye götürecek en kötü silahlardan biri oluyor. Eğer bir konu hakkında yazı yazmak ve bunu paylaşmak istiyorsanız bu yazı tamamen sizin düşüncelerinizden ibaret olmalı. Tabii ki alıntı da yapılabilir ancak bu alıntının kaynağını göstermeli ve yazının tamamı farklı içeriklerden alınmış alıntılardan meydana gelmemeli. İnsanlar sizi, hem yazım biçiminiz ile hem de düşünce tarzınıza bakarak takip edebilmeli.

Bir konu hakkında fikrim var fakat yazıya dökemiyorum diyenler ise kalemleri ellerinden bırakıp önce birkaç güncel yazı okuyarak bu yola girmeli. İçerik üretirken hayal gücümüz ve tecrübelerimizden faydalanmak en güzel yazıların ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Ve okurlar, çoğu zaman doğruları aradığından, sizden de doğru bilgiler içeren akıcı bir yazı sunmanızı beklerler. Yazınızın süslü birkaç cümle kullanayım derken konudan dışarı çıkması ise hayli üzücü sonuçlar doğurabilir. Buna benzer sorunları ortadan kaldırmanın en güzel yolu ise çok basit; empati. Evet, empati yapmak hayatımızın her alanında işe yaradığı gibi, okurlarınızı da mutlu edebilmenin en kolay yolları arasında. Ben bu yazıyı neden yazıyorum? Kimlerin sorularına cevap olmak istiyorum? Veya ben bu yazıyı keyifle okur muyum? gibi soruların önce cevaplarını bulmalı, sonrasında ise rahat bir şekilde yazınızı okurlarınızın beğenisine sunmalısınız.

Blog Yazarlığı Üzerine

Ben blog yazarıyım diyebilenler el kaldırsın!

Son zamanlarda sosyal mecralarda gördüğümüz blogger profillerinden bahsediyorum. Birkaç makyaj malzemesi, şık kıyafetler ve fotoğraf makinesi ile kendimizi blogger olarak tanımlayabiliyoruz. Elbette bunun için bir ölçüt veya kısıtlama olduğu söylenemez fakat bizim bu sıradanlaşma ve herkes gibi olma durumundan kurtulmamız gerekiyor. Biraz dozunda olmayan bir eleştiri gibi görünebilir bu, ama kimilerine göre de yerinde bir tepki olarak destek görüyor. Zira, hitap etmek istediğiniz kitleyi de kendinizin belirlediğini unutmayalım.

İyi bir yazar olmanın yollarını yemek tarifi verir gibi formüle dökmemiz elbette ki mümkün değil. Ancak başta da belirttiğimiz üzere, iyi bir yazar olmanın belki de en kolay yolu iyi bir okur olmaktan geçiyor. Okurların sizden beklediği şeylerin geniş bir skala içerisinde olduğunu hatırlayın.

Bugün arkadaşlarınızla masada sohbet ederken kaç saniye boyunca onların dikkatini çekebildiğinizi hiç düşündünüz mü? Her durum için geçerli olmasa da, belki ilk 10, belki 20 saniye diyelim. Henüz yüz yüzeyken kendi arkadaşlarımızın dikkatini bile bu kadar kısa süre çekebiliyoruz, peki ya sizi hiç tanımayan birilerinin yazınızın üzerinde ne kadar vakit geçirebileceğini hiç düşündünüz mü? İşte bu en önemli noktalardan bir tanesi.

Dikkat süresi bir insanın dikkati dağılmadan bir iş üzerinde odaklandığı sürenin toplamıdır. İnsanoğlunun dikkat süresi, kişiden kişiye değişse de, aşağı yukarı herkes için geçerli tahminler çıkartabiliyoruz. Yazdığınız yazının hem doğru bilgiler içermesi, hem akıcı bir dille yazılması hem de sıkıcı olmaması gerekiyor. Sayfa düzeni ve görsel eklemeleri gibi işler gözümüze ufak tefek görünse de, okuyucunun dikkatini çekmemizi sağlayacak en önemli etkenler arasında aslında. Burada ise duyusal hafıza devreye giriyor. Yani, eklediğiniz görseller ile karşı tarafın algısına kalıcı olarak işlemeler yapabilmelisiniz. İçeriğiniz ile görselinizin esprili bir şekilde uyumlu olabilmesi, linguistik yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırırken, kelime ve görsel uyumu ile okurun gözünü doyurmuş olacaksınız. Olabildiğince net cümlelerle anlatmak istediğiniz şeyi doğru ve yalın bir dil kullanarak aktarmalısınız. Tüm bunları yapmak ise sizin kaleminize kalıyor.

Siz olsaydınız aradığınız şeyin hangi blogda olduğuna nasıl karar verirdiniz sorusunun cevabını bularak ilerlemelisiniz. Örneğin; herhangi bir hastalık belirtisi yazısının fonunun kırmızı olması mı size daha çok güven verir yoksa mavi olması mı? Tüm bu çizgilerin ince ve önemli kriterler olduğunu bilmekte fayda var.

Güncel konuları takip etmek, günümüz diline ve gündeme hakim olmak elbette yazılarınızı ortaya çıkarırken size yardımcı olacaktır fakat sadece okunabilmek için yazmamanız gerektiğini unutmayın. Milyonlarca okur olduğu gibi, milyonlarca yazar olduğu gerçeği de kenarda dursun, sizin ise yapmanız gereken aralarından nasıl sıyrılabileceğinizi hayal gücünüzü kullanarak bulmak olmalı. Bir konuya ilginiz var ise bununla ilgili hem yaşadığınız tecrübeleri paylaşmak hem de fikirlerinizi paylaşmak istiyorsanız biraz da olsa hazırlık yapmalısınız. Yazım genel hatları ile istenilen cevapları içeriyor mu? Başlık ve içerik ne kadar uyumlu? gibi sorularla yazınızı kontrol etmelisiniz.

Konuyu dağıtmadan içerik üretelim

İçerik üretmenin o kadar kolay bir iş olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz bilhassa karşınızdaki kişilere yaptığınız işi beğendirmenin ne kadar zor olduğunu da. Bazen ziyaret ettiğimiz blogların kendi içerisinde kargaşa yaşadığı örneklerine rastlayabiliyoruz. Örneğin; bir konu hakkında yoğunlaşmak isteyen yazarın, sadece kar amaçlı olarak bilmediği bir konu hakkında kategori oluşturması, kendi uzmanlaştığı daldaki fikirlerini çürütebiliyor. Bu sebeple yalnızca, ilgilisi olduğunuz konular hakkında yazıyor olmanız sizin için daha faydalı olacaktır. Aynı zamanda, içerik bazında bir konuyu anlatırken, apayrı bir konuya geçiyor olmanız yazınızın devamının okunmamasını sağlayabilir. Bu tarz karışıklıkların olması, yazınızın konu dışına çıkmasına sebep olacağından, mümkün olduğunca birbiri ile ilintili şeyler anlatmaya özen göstermelisiniz.

Daha iyi bir blogger olmak için hangi araçları kullanmalı?

Blog okumanın artmasıyla birlikte kaliteli içeriğe ulaşmada sorunlar yaşıyoruz. Çok fazla blog olduğu gibi, çok fazla sayıda da takipçi var. Blogların fazla olması ne yazık ki her birinin içeriğinin mükemmel olduğu anlamına gelmiyor. Çoğu blogger ise, Google veya Alexa gibi çevrim içi bilgi dağıtımı yapan yerlerin verilerine bakarak siteleri hakkında kesin görüşlere sahip oluyor. Ancak, Google veya Alexa bile gerçek bir sıralama oluşturmak için yeterli bilgiye sahip değildir.

İçerik yazmanın ne kadar zor olduğuna değinmiştik. Çoğu yazarın da çıkmaza düştüğü zamanlarda kullandığı birkaç araç bulunuyor. BuzzSumo, Google Analytics veya Sosyal Medya Platformları bunlardan birkaçı. Gelin sizlere bu araçlardan biraz daha detaylı bahsedelim:

1- Google Analytics

Bu araç ile yapabileceğimiz şeylerin tabii ki sınırlaması yok. İçeriğinizin getirisini, sitenize gelen trafiğin ölçümlemesi gibi pek çok şeyi sağlıyor. Sizin de yazınızı yazdıktan sonra mutlaka bu araçtan faydalanarak ne elde ettiğinizi incelemeniz gerekiyor ki bir sonraki yazınızda neyi doğru yapmanız gerektiğine dair fikriniz olsun.

2- BuzzSumo

İçerik üretirken zorlandığımız anlarda yine en iyi yardımcılarımızdan biri olabilecek bu araç bize, içerik keşfi kısmında yardımcı olabilir. Bu aracımızı kullanarak, haftalık, aylık veya yıllık olarak güncel tüm paylaşımların hangi konular üzerinde olduğunu görebilir, bununla birlikte güncel yazılar yazmanıza yardımcı olabilir.

3- Pexels

Pexels ise görsel bulma konusunda bize yardımcı olabilecek en güzel araçlardan bir tanesi. Görsel fikirlerinizin çıkmaza girdiği an, size yardımcı olabilecek tüm görselleri zengin kütüphanesi sayesinde bulmanızı sağlayan ücretsiz bir araç.

4- Unsplash

Unsplash ise yine bize ücretsiz olarak yüksek çözünürlüklü fotoğraflar ile sunulmuş olan stock uygulamalardan bir tanesi. Görsel eklemelerimizde ne kadar kaliteli seçimler yaparsak, yazımız o kadar etkileyici bir içerik haline dönüşecektir.

5- Canva

Hayal ediyorum ama tasarlayamıyorum!

Epey bilinen uygulamalardan biri olan Canva, hem bireysel kullanıcıların hem de işletmelerin oldukça kolay ve şık içerikler oluşturmasını sağlayan, kaliteli ve ücretsiz bir platform. Etkileyici tasarımlar ararken size yardımcı olacak uygulamalardan bir tanesi.

6- Sosyal Medya Platformları

İçerik fikiri edinme konusunda fazla kullanımın bağımlılık yapabildiği sosyal medya platformları size bu konuda yardımcı olacaktır. İnsanların neler hakkında nasıl yorumlar yaptığını takip etmek, paylaşımları gözden geçirmek sizin de aklınıza bir şeyler getirebilir. Bu anlamda sosyal medya platformlarından da doğru bir şekilde faydalanmış oluyoruz.

Bunun gibi pek çok araçla, içeriğimizi nasıl taze ve doğru tutabiliriz bunu görebiliyoruz. Aslında içeriğimizi ne kadar çok kontrol edersek, o kadar kaliteli yazılar ortaya çıkarmış oluyoruz.

Bu ve buna benzer araçlardan faydalanarak oldukça kaliteli içerikler üretebilirsiniz.

Doğru Bilgi Aktarımı

Yazınızı hazırlarken mutlaka dikkat etmeniz gereken önemli noktalardan biri de doğru bilgi aktarımı olmalıdır. İçeriğiniz ile ilgili bir kaynaktan alacağınız referans ile yazınızı destekleyebilirsiniz. İçeriğinizde yanlış bilgilerin bulunması, bir sonraki yazınızda okuyucu kaybetmek anlamına gelebilir. Bunun olmaması için her zaman bir konu hakkında fikir belirtmeden önce o konu hakkında araştırma yapıp, doğru bilgilere dayalı yorumlar yaparak yazınızı oluşturmalısınız.

Yazım Hataları

Elbette blog yazısı hazırlarken en çok dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesi de yazım kurallarıdır.

Fazlaca imla hatası barındıran bir içerik, okurunuza olumsuz bir izlenim bırakmanın yanı sıra güvensizlik oluşturur, zira yazınızda yazım hatalarının bulunduğunu gören okur, içeriğin doğruluğundan emin olamayabilir ve bu da ziyaretçi kaybetmenize neden olacak en büyük etkenlerden biridir.

Cümlelerinizi baştan sonra tekrar tekrar okuyup, Word üzerinden kolaylıkla tüm kelimelerinizin doğru yazılıp yazılmadığından emin olduktan sonra yayınlama aşamasına geçebilirsiniz. Bu yaptığınız işe ne kadar saygı duyduğunuzun bir göstergesidir aynı zamanda. Üstünkörü hazırlanmış bir yazının içeriği ne kadar iyi olursa olsun, yazım kurallarını ihlal ettiği takdirde kullanıcının ilgisini çekmeyecektir.

İmla kurallarına uyumlu olarak hazırlanmış bir yazı, okurun gözünde işinizi severek yaptığınız izlenimi yaratır ve bu da okur ile aranızda kalıcı bir bağ oluşturur. Ne kadar dikkatli olduğunuzu göstermek, ziyaretçilerinizin bir sonraki yazıda sizi tercih etmelerine sebep olacaktır. Bu şekilde ilerlemek ileride daha fazla kitleye ulaşabilmenize ve mevcut kitlenizi korumanıza katkı sağlar.

Sondan başlayın;

Alt başlığımızdan da anlaşıldığı üzere yazımızın sonuna geldik. Peki bu yaratıcı fikirler nereden geliyor? Genel olarak bakıldığında; evrim kelimesi ile bu yazıyı sonlandırabiliriz, ama bu sizin başlangıcınız olmayacağı anlamına gelmiyor. Zira yeni fikirler her zaman daha öncekilere dayanarak birbirlerini doğurur. Bu sebeple, değindiğimiz konular üzerinden yola çıkabilir, kendi haritanızı oluşturup bunu gönlünüzce evirebilirsiniz. Eğer başa dönecek olsaydınız, neyi farklı yapmak isterdiniz sorusu ise yola çıkarken yanınıza almanız gereken en temel ihtiyaçlarınızdan biri olsun. Eminiz yaratıcı olabilmenin farklı pek çok yolu vardır fakat yukarıdaki yöntemlerden herhangi birini uygulamak, sizin için iyi bir başlangıç olabilir.