loader

Kullanıcı Deneyimi ve SEO

Gelişen teknoloji ve ekonomi sayesinde artan alım gücü, her geçen gün bizi daha zorlu tüketiciler haline getiriyor. Bu yüzden akla gelen soru her zaman için aldığınız ürünün gerçekten ihtiyaçlarınızı giderip gidermediğine yönelik oluyor. Örneğin bir araba alacaksanız, yeni model araçlar, bizim için her şey düşünülerek, en küçük parçası bile tasarımı bozmayacak şekilde planlanarak tasarlanıyor. Görmek istediğiniz bütün göstergeler, kullanmak istediğiniz tuşlar veya diğer ekipmanlar kullanım kolaylığına uygun dizayn ediliyor. Tüm bu süreç kullanıcı memnuniyetini arttırmak için kurgulanıyor. Bu yazımızda internet sitelerinde kullanıcı memnuniyetini arttırmak adına neler yapabiliriz bunlara göz atacağız.

Popüler bir kavram olan UX nedir?

“User Experience” kısaca  UX, Türkçede kullanıcı deneyimi olarak geçiyor. UX, kullanıcıların ürünü veya sistemi kullanırken genel memnuniyet durumunu içeren etkileşimleri toplamıdır. Özellikle teknolojik gelişmeler, kullanıcı alışkanlıklarını daha iyi ölçümlenebilir hale getirdikten sonra, kullanıcı merkezli web siteleri ve dijital ürünlerin ortaya çıkmasına olanak sağlamıştır.

UX, en kullanışlı ve bilgilendirici içeriğe sahip olan tasarımla ve etkileşimi arttıracak her türlü teknoloji enstrumanını kullanarak kullanıcı karşısına çıkmaktır. Yani kullanıcı ihtiyacı olan bilgilere ulaşabildi mi? Kullanıcının ihtiyacı olan yönlendirmeler mevcut mu?  Tasarım kullanıcı deneyimine uygun bir hale getirilmediği için kullanıcının tekrar siteye girmesini zorlaştırıyor mu? Yoksa site kullanıcının ihtiyaçlarına uygun bir hale getirildiği için kullanıcıyı tekrar girmeye teşvik mi ediyor?  UX ile bu soruları dikkate alarak sitenizi daha kulanışlı hale getirmek elinizde!

Kullanıcı deneyimi açısından başarılı bazı web sitelerini inceleyerek ilham almak mümkün. Bunun için Alman otomobil şirketi Volkswagen’ın web sitesini ve 10000ft adlı aracın web sitesini inceleyerek kullanıcı deneyiminden bahsedeceğiz.

Volkswagen’ın Web Sitesi ve Kullanıcı Deneyimi

Volkswagen’in resmi sitesi vw.com’un yeni tasarımının, kullanıcı deneyimi çıtasını bir adım ileri taşıdığını söyleyebiliriz. Volkswagen, aradığı aracı ve o araca uygun motor seçeneklerini listede bulmakta zorlanan kullanıcıları yeni bir sistem ile tanıştırıyor. İnternet sitesine giren kullanıcılar öncelikle, ABD’de etkin bir şekilde kullanılan posta kodu sistemi sayesinde, adreslerini sistemde tanımlıyorlar. Daha sonra kullanıcılar kendi istedikleri özelliklere uygun filtreledikleri aracın yakınlarında olup olmadıklarını sistem üzerinden sorgulayabiliyor; böylece kullanıcı seçtiği özelliklere sahip aracı kendisine yakın olan bayi ile iletişime geçerek temin edebiliyor.
Oldukça basit ve mobil cihaz kullanımına uygun olarak tasarlanmış site, kullanıcıların istedikleri araçları en hızlı ve kolay bir şekilde bulmalarını sağlıyor. Ayrıca kullanıcıların; bayi ve araç özelliklerinin bulunduğu sayfalarda zaman kaybetmelerini de önlemiş oluyor.

Birkaç ekran görüntüsü ile deneyime daha yakından bakalım.

Kullanıcı Hybrid ya da elektrik motor seçeneğine sahip Beetle model bir araç seçimi yaptığında aşağıdaki gibi bir ekran ile karşılaşıyor. Sonrasında posta kodunu girerek kendisine en yakın bayileri görebiliyor.

png;base644196ded2c52f23e (1)

Aşağıda araç seçme sihirbazının bir bölümünü görüyorsunuz. Renk seçenekleri direkt olarak aracın üzerine yansıtılarak, rengin araç üzerinde nasıl duracağı müşteriye gösteriliyor.

png;base64b5266b1c98e1aca6

Akıllı telefon ya da tablet ile siteye giren kullanıcılar mobil uyumlu tasarım sayesinde sistemi rahatlıkla kullanabiliyor.

2015-03-17_1432

Proje Yönetim Yazılımı 10000ft ve Kullanıcı Deneyimi

10000ft aracı ile işletmenizi, takımınızı ve projelerinizi aynı anda yönetebilmeniz mümkün. Bu araç sayesinde işlerin önceliklerini, kimin hangi görevi üstleneceğini ve işin önemini kolaylıkla belirleyebiliyor ve ihtiyaçlarınıza uygun bir şekilde değiştirebiliyorsunuz. Görsel açıdan her şeyi bir bütün olarak görebilmeniz; işinizi düzenli bir şekilde idare edebilmenizi sağlayarak bütün taleplerinizi karşılıyor.10000ft aynı zamanda, ekip arkadaşlarınızın yaptığı işleri, bu işler için harcadığı zamanı kontrol ederek;  kendi planınızı da kolaylıkla oluşturmanızı sağlıyor.

2015-03-17_2159

Kullanıcı Deneyimini Oluşturan Etkenler Nelerdir?

image00

Kullanıcı deneyimini birçok farklı bileşenin kesişim noktası olarak nitelendirebiliriz. Bu yüzden deneyimi oluşturan bileşenleri iyi tanımak ve hepsine doğru miktarda odaklanarak ideal yapıyı kurgulamak gerekmekte. Web tabanlı düşündüğümüz zaman; kullanılabilirlik, yararlılık, kullanıcı arayüz tasarımı, bilgi mimarisi, içerik stratejisi, araştırma ve tasarım kullanıcı deneyimini oluşturan en önemli yapı taşlarındandır. Bunlardan bazılarını açıklamak gerekirse;

1) Kullanılabilirlik

Kullanılabilirlik temel  olarak, kullanıcının site içerisinde yapmak istediği işlemleri en hızlı ve kolay şekilde yapabilmesini sağlamaktır. Bu yüzden kullanılabilirlik internet sitesinin amacına ve hedefine göre değişkenlik göstermektedir. E-ticaret sitelerinden beklenen kullanıcının aradığı ürünü hızlıca bulabilmesi iken; ilan sitelerinden beklenen aradığı ilan ile ilgili belirttiği bilgilere uygun sayfaların kolaylıkla listeleyebilmesidir.

2) Yararlılık

Yararlılık kimi çevrelere göre kullanılabilirlik için aranan şartlardan yalnızca biridir. Böyle düşünüldüğünde kullanılabilirliğin bir alt dalı olarak görülebilir. Bir örnek ile değerlendirmek gerekirse, son dönemde ilan sitelerine eklenen harita özelliği sayesinde kullanıcılar ilanları daha iyi filtreleyerek istedikleri ilanlara ulaşabilmektedirler. Bu, kişilerin siteden daha iyi yararlanmalarını sağlamaktadır.

3) Kullanıcı Arayüzü

Kullanıcı arayüzü, internet sitelerinde etkin biçimde gezinebilmesi için gerekli olan tasarımsal çalışmaların tamamını içerir. Bu yüzden kullanıcıların site ile etkileşime girdikleri her safhada arayüz vardır. Kullanıcılar daha önce hiç girmedikleri bir sitede doğal ve sezgisel davranarak aradıklarını bulabiliyorlarsa arayüzün kullanıcı dostu olduğu söylenebilir.

User interface yani kullanıcı arayüzü kavramı genellikle user experience yani kullanıcı deneyimi ile karıştırılmaktadır. User interface kullanıcının site ile arasındaki etkileşim iken user experience kullanıcının davranışını içeriğe karşı tutumu ve projeyle ilgili oluşan nihai düşünceleri olarak tanımlanmaktadır.

4) İçerik Stratejisi

İçerik, kullanıcıların internet sitesi ile etkileşimlerini sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Kullanıcı, internet sitesine ziyaretinin nihai sonucu olarak içerik ile karşılaşır. Bu noktada içeriklerin harekete geçirici ve besleyici olması oldukça önemlidir. Öte yandan kullanıcıların beklentilerini karşılamayan içerik kullanıcı deneyimini düşürür ve internet sitesinin etkin bir şekilde kullanılmasını engeller.

İnternet sitelerinde içerik, belli bir stratejinin ürünü olarak ortaya çıkmalıdır. Başarılı içerik stratejisi yalnızca yazılı bir metin olmaktan çok; beklentileri karşılayan video, resim ya da fotoğraf olabilir. Dikkat edilmesi gereken nokta, paylaşılan materyallerin kendi içinde tutarlı olmasıdır.

Kullanıcı Deneyiminin Ölçümlenmesi ve İyileştirilmesi

İnternet sitelerinde kullanıcı deneyimini analiz edebilmek adına kullandığımız çeşitli yöntemler mevcut. Bu yöntemler sayesinde kullanıcı internet sitesinde iken nerede ne kadar zaman geçirdiği, hangi sayfalardan kaçtığı gibi sorulara yanıt bulunmaktadır.

İnternet sitemizi kullanıcı deneyimi açısından daha verimli hale getirmek için öncelikle bazı metrikleri ölçümlememiz gerekmektedir. Bu ölçümlemeyi yapabilmek için A/B Testi ve Google Analytics verilerinden faydalanabiliriz.

1) A/B Testleri

Siteyi en iyi test edebilecek kişi kullanıcıdır. Bu yüzden A/B testlerinde sitede yapılan değişikliklerin kullanıcı davranışına etkileri baz alınmaktadır. Böylece kullanıcı deneyimini arttıran değişiklik internet sitesine uygulanmaktadır. A/B tesi aşamasında karşılaştırma yapılabilecek noktalar şunlardır;

-Yapılan değişiklikler sonrası kullanıcı internet sitesindeki tüm bilgilere erişebiliyor mu?

-Kullanıcı, internet sitesinden erişme amacına uygun bir şekilde yararlanabildi mi?

-Kullanıcı siteyi güvenilir buldu mu?

Örneğin; online ödeme kabul eden bir e-ticaret sitesinde ödeme ekranında yaptığı değişiklik sonucu, bu sayfadan çıkış oranı yüksek ise yapılan değişiklik kullanıcı deneyimini negatif yönde etkilemiş olabilir.

Tüm bu veriler incelenerek daha iyi kullanıcı deneyimi performansı gösteren değişiklikler, siteye uygulanmalıdır.

A/B Testlerini gerçekleştirebilmek adına kullanabileceğiniz bazı araçlar:

  • Unbounce
  • VWO
  • Five Second Test
  • Google Website Optimizer
  • Optimizely

2) Web Analiz Araçlarının Kontrolü (Google Analytics, Yandex Metrika ve diğer araçlar)


Kullanıcı deneyimini ölçümleyebildiğimiz en iyi yöntemlerin başında Web Analiz araçları gelir. Web analiz araçlarını aktif bir şekilde kullanan internet sitesi sahipleri; kullanıcının sayfada ne kadar zaman geçirdiği, kaç kullanıcının siteye girdiği, bunlardan kaç tanesinin ürün aldığı, kullanıcının daha çok sayfanın hangi kısımlarına odaklandığı, hangi sayfalardan kullanıcıların kaçtığını ve buna benzer daha bir çok veriyi edinebilir. Bu araçlardan elde edeceğiniz çıktılar neticesinde sizin için kazanım olan tüm değerlere uygun değişiklikler yaparak internet sitenizin kullanıcı deneyimini arttırabilirsiniz.

Kullanıcı Deneyimi, SEO’ya Yardımcı Oluyor mu?

Arama motoru optimizasyonu web sitelerine kalıcı bir görünürlük sağlamak yolunda yapılabilecek en etkili yatırımlardan biridir. Kullanıcı deneyimi sayesinde de sitenizi daha çekici hale getirip kullanıcıların memnun olmalarını sağlarsınız. Bu açıdan bakıldığında düşünülenin aksine SEO ve UX arasında bir rekabetten çok bir uyum olmalıdır. Yani doğru bir yaklaşım ile birbiri arasında seçim yapmaktan çok birbiriyle nasıl kullanılabileceklerini irdelemek daha faydalıdır. Kullanıcı deneyiminin arama motoru optimizasyonuna yardımcı olduğu noktalardan bazılarını şema dahilinde gösterirsek;

seo-ux-rolleri
Kullanıcı deneyimi ile ilgili açıklamış olduğumuz tüm bu geliştirmeler aynı zamanda arama motorları için de oldukça önemlidir.  Zira arama motorları kullanıcıların internet sitesinde nasıl vakit geçirdiklerini ve memnuniyet düzeylerini her geçen gün daha çok sorgulamaktadır. Sonuç olarak, kullanıcı deneyimi ve arama motoru optimizasyonu arasında dengeyi sağlayan internet sitelerinin uzun vadede kazançlı çıkacaklarını söyleyebiliriz

Kaliteli İçerik Üretmek İçin Ufak İpuçları

Herkesin aklına gelebilecek her şeyi hızlı bir şekilde tükettiği günümüz dünyasında, kendimizi kısa süreli de olsa nasıl tatmin edebileceğimizi bulmanın peşinden gidiyoruz. Sizlere tam olarak bu çılgın tüketimden bahsederken; bu yazımızda nasıl kaliteli içerik üretebileceğimizden, sıkılmadan herhangi bir yazıya nasıl sadık kalabileceğimizden veya bunu nasıl sağlayabileceğimizden bahsedeceğiz.

Okumak Üzerine

Okumak, zannedildiği kadar korkunç bir şey olmamakla birlikte okumaya nereden başladığınız ya da kim tarafından başlatıldığınıza göre kimine kısa bir sürede alışkanlık yaparken; kimine ise o dünyanın kapılarını tamamen kapatıveriyor. Hele ki insanoğlunun ön yargı gibi kötü bir özelliğe sahip olduğunu düşündüğümüzde, okumaya başlamak isteyen kişilerin korkulu rüyası haline gelen sorulardan bir tanesi olan o “ya bu kitabı okumak zaman kaybı ise?” düşüncesi, başlayacak kişiyi daha ilk adımda geriye itiyor. Önce düşünmeli ve ortada aslında doğru bir adım, doğru bir kitap veya içerik diye bir şey olmadığı gerçeğinin farkına varılmalı. İster bir kitabı sırf kapağının rengini beğendiğiniz için, ister kendinizden bir şeyler bulabilecek misiniz sorusunun cevabını bulmak için okuyun. Bu kafanıza takmanız gereken son şey olmalı. Nasıl ki mutlu olmak için önce kendinizi sevmeniz gerekiyorsa, bir şeye bağlanabilmek için de önce onu sevebilmeniz gerekiyor. Bu da okumaya önce sevdiğiniz şeylerden başlamanız gerektiği anlamına geliyor.

Okumak üzerine bir girizgah yapmışken, asıl konumuz olan dijital platformlarda kaliteli içerik üretimine değinmek istiyorum. Hepimizin bildiği gibi, internet üzerinde bir şeyler araştırmak en popüler alışkanlıklarımızdan biri haline gelmiş durumda. Aklımıza takılan en ufak bir soruda bile, önce akıllı telefonlarımızı veya önümüzdeki bilgisayarları kullanarak arama motorlarına danışıyoruz ki bu hepimizin ihtiyacını karşılayan hızlı çözümlerden bir tanesi aslında. Yazımızın başında da söylediğim gibi arama motorlarına danıştığımız konuya ait cevabı da en hızlı şekilde almak istiyoruz. Bu nedenle aslında sorumuza yanıt ararken karşımıza çıkan birçok sonuç arasından bizi ilk etkileyenine tıklıyoruz. Bu etkiyi sağlamak için ise, okurun o an nasıl bir cevap ile karşılaşmak istediğinden tutun, yazınızın fontunu ne kadar seveceğine kadar giden geniş skalaya dikkat etmemiz gerekiyor.

Yazmak Üzerine

Evet, yazmak. Kalemini klavyesini alan herkesin bir şeyler yazmakta özgür olması gerektiği dünyamızda ne yazık ki çoğu insan yazmak istediklerini değil de, yazılması gerektiğini düşündüğü şeyleri yazıyor. Bunların gerek daha çok okunabilmek adına, gerekse gündeme ayak uydurmak adına yapılan hatalar silsilesinden başka bir şey olmadığı konusunda sanıyorum hemfikiriz. Aklınızdan geçenleri özgürce yazamadığınız sürece marka deneyimlerinizi doğru bir şekilde aktaramayabilirsiniz.

Herhangi bir konu hakkındaki görüşlerinizi hem olumlu, hem de olumsuz yönleri ile anlatabilmelisiniz. Böylelikle okuyucularınızın gözünde yazınız daha samimi duracak ve bu samimiyet sayesinde kalıcı okurlar edinmiş olacaksınız. Bunun dışında kalan yazılar ne yazık ki anlamını kaybediyor. Dünya nüfusunun 7 milyarı geçkin bir rakam üzerinde olduğunu düşünürsek, milyarlarca insan milyarlarca farklı görüş demek oluyor. Haliyle herkese hitap etmeniz mümkün olmadığından, belirlediğiniz kitle üzerinde daha samimi bir etki bırakmış olacaksınız.

Yazılarınızı elbette okurların dikkatini çekecek şekilde tasarlayıp, onların zevkine göre sunmalısınız ancak kendi düşüncelerinizi paylaşmaktan kaçınmak, yazınızı sıradanlaştırmaktan öteye geçmeyecektir.

Blog yazarlarının en çok yaptığı hatalardan biri olan alıntı, sizi geriye götürecek en kötü silahlardan biri oluyor. Eğer bir konu hakkında yazı yazmak ve bunu paylaşmak istiyorsanız bu yazı tamamen sizin düşüncelerinizden ibaret olmalı. Tabii ki alıntı da yapılabilir ancak bu alıntının kaynağını göstermeli ve yazının tamamı farklı içeriklerden alınmış alıntılardan meydana gelmemeli. İnsanlar sizi, hem yazım biçiminiz ile hem de düşünce tarzınıza bakarak takip edebilmeli.

Bir konu hakkında fikrim var fakat yazıya dökemiyorum diyenler ise kalemleri ellerinden bırakıp önce birkaç güncel yazı okuyarak bu yola girmeli. İçerik üretirken hayal gücümüz ve tecrübelerimizden faydalanmak en güzel yazıların ortaya çıkmasını sağlayacaktır. Ve okurlar, çoğu zaman doğruları aradığından, sizden de doğru bilgiler içeren akıcı bir yazı sunmanızı beklerler. Yazınızın süslü birkaç cümle kullanayım derken konudan dışarı çıkması ise hayli üzücü sonuçlar doğurabilir. Buna benzer sorunları ortadan kaldırmanın en güzel yolu ise çok basit; empati. Evet, empati yapmak hayatımızın her alanında işe yaradığı gibi, okurlarınızı da mutlu edebilmenin en kolay yolları arasında. Ben bu yazıyı neden yazıyorum? Kimlerin sorularına cevap olmak istiyorum? Veya ben bu yazıyı keyifle okur muyum? gibi soruların önce cevaplarını bulmalı, sonrasında ise rahat bir şekilde yazınızı okurlarınızın beğenisine sunmalısınız.

Blog Yazarlığı Üzerine

Ben blog yazarıyım diyebilenler el kaldırsın!

Son zamanlarda sosyal mecralarda gördüğümüz blogger profillerinden bahsediyorum. Birkaç makyaj malzemesi, şık kıyafetler ve fotoğraf makinesi ile kendimizi blogger olarak tanımlayabiliyoruz. Elbette bunun için bir ölçüt veya kısıtlama olduğu söylenemez fakat bizim bu sıradanlaşma ve herkes gibi olma durumundan kurtulmamız gerekiyor. Biraz dozunda olmayan bir eleştiri gibi görünebilir bu, ama kimilerine göre de yerinde bir tepki olarak destek görüyor. Zira, hitap etmek istediğiniz kitleyi de kendinizin belirlediğini unutmayalım.

İyi bir yazar olmanın yollarını yemek tarifi verir gibi formüle dökmemiz elbette ki mümkün değil. Ancak başta da belirttiğimiz üzere, iyi bir yazar olmanın belki de en kolay yolu iyi bir okur olmaktan geçiyor. Okurların sizden beklediği şeylerin geniş bir skala içerisinde olduğunu hatırlayın.

Bugün arkadaşlarınızla masada sohbet ederken kaç saniye boyunca onların dikkatini çekebildiğinizi hiç düşündünüz mü? Her durum için geçerli olmasa da, belki ilk 10, belki 20 saniye diyelim. Henüz yüz yüzeyken kendi arkadaşlarımızın dikkatini bile bu kadar kısa süre çekebiliyoruz, peki ya sizi hiç tanımayan birilerinin yazınızın üzerinde ne kadar vakit geçirebileceğini hiç düşündünüz mü? İşte bu en önemli noktalardan bir tanesi.

Dikkat süresi bir insanın dikkati dağılmadan bir iş üzerinde odaklandığı sürenin toplamıdır. İnsanoğlunun dikkat süresi, kişiden kişiye değişse de, aşağı yukarı herkes için geçerli tahminler çıkartabiliyoruz. Yazdığınız yazının hem doğru bilgiler içermesi, hem akıcı bir dille yazılması hem de sıkıcı olmaması gerekiyor. Sayfa düzeni ve görsel eklemeleri gibi işler gözümüze ufak tefek görünse de, okuyucunun dikkatini çekmemizi sağlayacak en önemli etkenler arasında aslında. Burada ise duyusal hafıza devreye giriyor. Yani, eklediğiniz görseller ile karşı tarafın algısına kalıcı olarak işlemeler yapabilmelisiniz. İçeriğiniz ile görselinizin esprili bir şekilde uyumlu olabilmesi, linguistik yanlış anlaşılmaları ortadan kaldırırken, kelime ve görsel uyumu ile okurun gözünü doyurmuş olacaksınız. Olabildiğince net cümlelerle anlatmak istediğiniz şeyi doğru ve yalın bir dil kullanarak aktarmalısınız. Tüm bunları yapmak ise sizin kaleminize kalıyor.

Siz olsaydınız aradığınız şeyin hangi blogda olduğuna nasıl karar verirdiniz sorusunun cevabını bularak ilerlemelisiniz. Örneğin; herhangi bir hastalık belirtisi yazısının fonunun kırmızı olması mı size daha çok güven verir yoksa mavi olması mı? Tüm bu çizgilerin ince ve önemli kriterler olduğunu bilmekte fayda var.

Güncel konuları takip etmek, günümüz diline ve gündeme hakim olmak elbette yazılarınızı ortaya çıkarırken size yardımcı olacaktır fakat sadece okunabilmek için yazmamanız gerektiğini unutmayın. Milyonlarca okur olduğu gibi, milyonlarca yazar olduğu gerçeği de kenarda dursun, sizin ise yapmanız gereken aralarından nasıl sıyrılabileceğinizi hayal gücünüzü kullanarak bulmak olmalı. Bir konuya ilginiz var ise bununla ilgili hem yaşadığınız tecrübeleri paylaşmak hem de fikirlerinizi paylaşmak istiyorsanız biraz da olsa hazırlık yapmalısınız. Yazım genel hatları ile istenilen cevapları içeriyor mu? Başlık ve içerik ne kadar uyumlu? gibi sorularla yazınızı kontrol etmelisiniz.

Konuyu dağıtmadan içerik üretelim

İçerik üretmenin o kadar kolay bir iş olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz bilhassa karşınızdaki kişilere yaptığınız işi beğendirmenin ne kadar zor olduğunu da. Bazen ziyaret ettiğimiz blogların kendi içerisinde kargaşa yaşadığı örneklerine rastlayabiliyoruz. Örneğin; bir konu hakkında yoğunlaşmak isteyen yazarın, sadece kar amaçlı olarak bilmediği bir konu hakkında kategori oluşturması, kendi uzmanlaştığı daldaki fikirlerini çürütebiliyor. Bu sebeple yalnızca, ilgilisi olduğunuz konular hakkında yazıyor olmanız sizin için daha faydalı olacaktır. Aynı zamanda, içerik bazında bir konuyu anlatırken, apayrı bir konuya geçiyor olmanız yazınızın devamının okunmamasını sağlayabilir. Bu tarz karışıklıkların olması, yazınızın konu dışına çıkmasına sebep olacağından, mümkün olduğunca birbiri ile ilintili şeyler anlatmaya özen göstermelisiniz.

Daha iyi bir blogger olmak için hangi araçları kullanmalı?

Blog okumanın artmasıyla birlikte kaliteli içeriğe ulaşmada sorunlar yaşıyoruz. Çok fazla blog olduğu gibi, çok fazla sayıda da takipçi var. Blogların fazla olması ne yazık ki her birinin içeriğinin mükemmel olduğu anlamına gelmiyor. Çoğu blogger ise, Google veya Alexa gibi çevrim içi bilgi dağıtımı yapan yerlerin verilerine bakarak siteleri hakkında kesin görüşlere sahip oluyor. Ancak, Google veya Alexa bile gerçek bir sıralama oluşturmak için yeterli bilgiye sahip değildir.

İçerik yazmanın ne kadar zor olduğuna değinmiştik. Çoğu yazarın da çıkmaza düştüğü zamanlarda kullandığı birkaç araç bulunuyor. BuzzSumo, Google Analytics veya Sosyal Medya Platformları bunlardan birkaçı. Gelin sizlere bu araçlardan biraz daha detaylı bahsedelim:

1- Google Analytics

Bu araç ile yapabileceğimiz şeylerin tabii ki sınırlaması yok. İçeriğinizin getirisini, sitenize gelen trafiğin ölçümlemesi gibi pek çok şeyi sağlıyor. Sizin de yazınızı yazdıktan sonra mutlaka bu araçtan faydalanarak ne elde ettiğinizi incelemeniz gerekiyor ki bir sonraki yazınızda neyi doğru yapmanız gerektiğine dair fikriniz olsun.

2- BuzzSumo

İçerik üretirken zorlandığımız anlarda yine en iyi yardımcılarımızdan biri olabilecek bu araç bize, içerik keşfi kısmında yardımcı olabilir. Bu aracımızı kullanarak, haftalık, aylık veya yıllık olarak güncel tüm paylaşımların hangi konular üzerinde olduğunu görebilir, bununla birlikte güncel yazılar yazmanıza yardımcı olabilir.

3- Pexels

Pexels ise görsel bulma konusunda bize yardımcı olabilecek en güzel araçlardan bir tanesi. Görsel fikirlerinizin çıkmaza girdiği an, size yardımcı olabilecek tüm görselleri zengin kütüphanesi sayesinde bulmanızı sağlayan ücretsiz bir araç.

4- Unsplash

Unsplash ise yine bize ücretsiz olarak yüksek çözünürlüklü fotoğraflar ile sunulmuş olan stock uygulamalardan bir tanesi. Görsel eklemelerimizde ne kadar kaliteli seçimler yaparsak, yazımız o kadar etkileyici bir içerik haline dönüşecektir.

5- Canva

Hayal ediyorum ama tasarlayamıyorum!

Epey bilinen uygulamalardan biri olan Canva, hem bireysel kullanıcıların hem de işletmelerin oldukça kolay ve şık içerikler oluşturmasını sağlayan, kaliteli ve ücretsiz bir platform. Etkileyici tasarımlar ararken size yardımcı olacak uygulamalardan bir tanesi.

6- Sosyal Medya Platformları

İçerik fikiri edinme konusunda fazla kullanımın bağımlılık yapabildiği sosyal medya platformları size bu konuda yardımcı olacaktır. İnsanların neler hakkında nasıl yorumlar yaptığını takip etmek, paylaşımları gözden geçirmek sizin de aklınıza bir şeyler getirebilir. Bu anlamda sosyal medya platformlarından da doğru bir şekilde faydalanmış oluyoruz.

Bunun gibi pek çok araçla, içeriğimizi nasıl taze ve doğru tutabiliriz bunu görebiliyoruz. Aslında içeriğimizi ne kadar çok kontrol edersek, o kadar kaliteli yazılar ortaya çıkarmış oluyoruz.

Bu ve buna benzer araçlardan faydalanarak oldukça kaliteli içerikler üretebilirsiniz.

Doğru Bilgi Aktarımı

Yazınızı hazırlarken mutlaka dikkat etmeniz gereken önemli noktalardan biri de doğru bilgi aktarımı olmalıdır. İçeriğiniz ile ilgili bir kaynaktan alacağınız referans ile yazınızı destekleyebilirsiniz. İçeriğinizde yanlış bilgilerin bulunması, bir sonraki yazınızda okuyucu kaybetmek anlamına gelebilir. Bunun olmaması için her zaman bir konu hakkında fikir belirtmeden önce o konu hakkında araştırma yapıp, doğru bilgilere dayalı yorumlar yaparak yazınızı oluşturmalısınız.

Yazım Hataları

Elbette blog yazısı hazırlarken en çok dikkat edilmesi gereken konulardan bir tanesi de yazım kurallarıdır.

Fazlaca imla hatası barındıran bir içerik, okurunuza olumsuz bir izlenim bırakmanın yanı sıra güvensizlik oluşturur, zira yazınızda yazım hatalarının bulunduğunu gören okur, içeriğin doğruluğundan emin olamayabilir ve bu da ziyaretçi kaybetmenize neden olacak en büyük etkenlerden biridir.

Cümlelerinizi baştan sonra tekrar tekrar okuyup, Word üzerinden kolaylıkla tüm kelimelerinizin doğru yazılıp yazılmadığından emin olduktan sonra yayınlama aşamasına geçebilirsiniz. Bu yaptığınız işe ne kadar saygı duyduğunuzun bir göstergesidir aynı zamanda. Üstünkörü hazırlanmış bir yazının içeriği ne kadar iyi olursa olsun, yazım kurallarını ihlal ettiği takdirde kullanıcının ilgisini çekmeyecektir.

İmla kurallarına uyumlu olarak hazırlanmış bir yazı, okurun gözünde işinizi severek yaptığınız izlenimi yaratır ve bu da okur ile aranızda kalıcı bir bağ oluşturur. Ne kadar dikkatli olduğunuzu göstermek, ziyaretçilerinizin bir sonraki yazıda sizi tercih etmelerine sebep olacaktır. Bu şekilde ilerlemek ileride daha fazla kitleye ulaşabilmenize ve mevcut kitlenizi korumanıza katkı sağlar.

Sondan başlayın;

Alt başlığımızdan da anlaşıldığı üzere yazımızın sonuna geldik. Peki bu yaratıcı fikirler nereden geliyor? Genel olarak bakıldığında; evrim kelimesi ile bu yazıyı sonlandırabiliriz, ama bu sizin başlangıcınız olmayacağı anlamına gelmiyor. Zira yeni fikirler her zaman daha öncekilere dayanarak birbirlerini doğurur. Bu sebeple, değindiğimiz konular üzerinden yola çıkabilir, kendi haritanızı oluşturup bunu gönlünüzce evirebilirsiniz. Eğer başa dönecek olsaydınız, neyi farklı yapmak isterdiniz sorusu ise yola çıkarken yanınıza almanız gereken en temel ihtiyaçlarınızdan biri olsun. Eminiz yaratıcı olabilmenin farklı pek çok yolu vardır fakat yukarıdaki yöntemlerden herhangi birini uygulamak, sizin için iyi bir başlangıç olabilir.